Böylece aşıktım işte. O çılgınca, yemeyi unutturan, sersem gibi ortalıkta dolaştıran, bütün gece telefonda konuşturan, her sabah onu görmek için yataktan fırlamaya yol açan türden aşk. Yaz fırtına gibi geçerken, her gün onu sevdiğim başka bir yanını keşfediyordum.
Cynthia Hand - ” Unearthly Koruyucu ”

Böylece aşıktım işte. O çılgınca, yemeyi unutturan, sersem gibi ortalıkta dolaştıran, bütün gece telefonda konuşturan, her sabah onu görmek için yataktan fırlamaya yol açan türden aşk. Yaz fırtına gibi geçerken, her gün onu sevdiğim başka bir yanını keşfediyordum.

Cynthia Hand - ” Unearthly Koruyucu ”

Evde oturup, BİM’den aldığım Le’Porta’yı içerken “Acaba şu dünyadaki tek BİM insanı ben miyim?” diye düşündüm. Sonra geğirdim, Le’Porta’nın olmayan asidi burnumu yakmadı. Hava kararıyordu, güzel bir gündü. Evet gerçekten güzel bir gündü…
Umut Sarıkaya - ” Benimde Söyleyeceklerim Var ! ”

Evde oturup, BİM’den aldığım Le’Porta’yı içerken “Acaba şu dünyadaki tek BİM insanı ben miyim?” diye düşündüm. Sonra geğirdim, Le’Porta’nın olmayan asidi burnumu yakmadı. Hava kararıyordu, güzel bir gündü. Evet gerçekten güzel bir gündü…

Umut Sarıkaya - ” Benimde Söyleyeceklerim Var ! ”

Yalnızım. İnsanların çoğu evlerine girdiler. Biten bir pazarın ağızlarında bıraktığı tatla, daha şimdiden bir sonraki pazarı düşünüyorlar. Benim içinse ne pazar var, ne de pazartesi.
Karanlıklar içinde birbirini iteleyen günler ve birde bunun gibi şimşekler var. Değişen hiçbir şey yok, ama yine de her şey başka biçimde varolup gidiyor. Anlatamam. Yazamam. Bulantıya benziyor. Ama aynı zaman onun tam tersi.
Jean-Paul Sartre - ”  La Nausée ”

Yalnızım. İnsanların çoğu evlerine girdiler. Biten bir pazarın ağızlarında bıraktığı tatla, daha şimdiden bir sonraki pazarı düşünüyorlar. Benim içinse ne pazar var, ne de pazartesi.

Karanlıklar içinde birbirini iteleyen günler ve birde bunun gibi şimşekler var. Değişen hiçbir şey yok, ama yine de her şey başka biçimde varolup gidiyor. Anlatamam. Yazamam. Bulantıya benziyor. Ama aynı zaman onun tam tersi.

Jean-Paul Sartre - ”  La Nausée ”

Ama bugün bunca şey değişip dururken kendimizi değiştirmek, biz erkeklerin de görevi değil mi? Bir parça gelişmeyi, aşktaki çalışma payımızı zamanla ve yavaşça üzerimize almayı deneyemez miyiz? 
Aşkın bütün zahmetinden bizi azat ettiler ve böylece aşk, eğlencelerimiz arasına düştü; nasıl ki birçoğunun oyuncak dolabına bazen, iyi cinsten oyuncak düşer, çocuğu sevindirir, sonra sevindirmez olur ve sonunda o kırık, o parça parça eşyalar arasında, bütün hepsinden daha kötü, kalakalır. 
Biz bütün amatörler gibi kolay hazlarla bozulduk ve usta diye geçiniyoruz. Başarılarımızı hor görsek de başkalarında gördüğümüz aşk işini öğrenmeye ta başından başlasak nasıl olur? 
Madem bunca şey değişiyor, gitsek de bir yeni başlayan gibi başlasak?
Rainer Maria Rilke - ” The Notebooks of Malte Laurids Brigge ” 

Ama bugün bunca şey değişip dururken kendimizi değiştirmek, biz erkeklerin de görevi değil mi? Bir parça gelişmeyi, aşktaki çalışma payımızı zamanla ve yavaşça üzerimize almayı deneyemez miyiz?

Aşkın bütün zahmetinden bizi azat ettiler ve böylece aşk, eğlencelerimiz arasına düştü; nasıl ki birçoğunun oyuncak dolabına bazen, iyi cinsten oyuncak düşer, çocuğu sevindirir, sonra sevindirmez olur ve sonunda o kırık, o parça parça eşyalar arasında, bütün hepsinden daha kötü, kalakalır.

Biz bütün amatörler gibi kolay hazlarla bozulduk ve usta diye geçiniyoruz. Başarılarımızı hor görsek de başkalarında gördüğümüz aşk işini öğrenmeye ta başından başlasak nasıl olur?

Madem bunca şey değişiyor, gitsek de bir yeni başlayan gibi başlasak?

Rainer Maria Rilke - ” The Notebooks of Malte Laurids Brigge ” 

“Neden?” sorusu her zaman yanıtlaması en güç soru olmuştur. Birisi size “Saat kaç?” ya da “1066 savaşı ne zaman başlamıştır?” ya da “Şu frene basıldığında sıkışan emniyet kemeri nasıl çalışır, baba?” sorularını sorduğunda durumunuz bellidir.Vereceğiniz yanıtlar kolaydır ve sırasıyla şöyledir. “Akşam yedi otuzbeş”, “Sabah on çeyrekte” ve “Aptal aptal sorular sorma!” 
Douglas Adams - ” The Salmon of Doubt ”

“Neden?” sorusu her zaman yanıtlaması en güç soru olmuştur. Birisi size “Saat kaç?” ya da “1066 savaşı ne zaman başlamıştır?” ya da “Şu frene basıldığında sıkışan emniyet kemeri nasıl çalışır, baba?” sorularını sorduğunda durumunuz bellidir.Vereceğiniz yanıtlar kolaydır ve sırasıyla şöyledir. “Akşam yedi otuzbeş”, “Sabah on çeyrekte” ve “Aptal aptal sorular sorma!” 

Douglas Adams - ” The Salmon of Doubt ”

Nedir asıl sorun diye düşünüyorum. Asıl sorun? Asıl sorun tek başına ayakta durabilmekte, yalnızlığı öğrenebilmekte mi? Asıl sorun sevgisiz yaşayabilmekte mi? Sevgisiz kalıp direnmeyi, sevgisiz kalıp gene de boyun eğmemeyi, dilenmemeyi öğrenmekte mi? Asıl öğrenmemiz gereken şey sevgisiz bir yaşam düzeni mi?
Gitmekle ne iyi ettin. Haklı olan senmişsin! Ben romantik, yanlış kitaplarla, kötü yaşam örnekleriyle aldatılmış, yaşamanın anlamını kavramaktan yoksun, kibirlinin biriymişim. İnsan tek başına yaşamı karşılamak zorunda, bense ille de bir sevgiliyle el ele verip değiştirecektim dünyayı! Ne ham hayal, ne zırvalık.
Leylâ Erbil - ” Mektup Aşkları ”

Nedir asıl sorun diye düşünüyorum. Asıl sorun? Asıl sorun tek başına ayakta durabilmekte, yalnızlığı öğrenebilmekte mi? Asıl sorun sevgisiz yaşayabilmekte mi? Sevgisiz kalıp direnmeyi, sevgisiz kalıp gene de boyun eğmemeyi, dilenmemeyi öğrenmekte mi? Asıl öğrenmemiz gereken şey sevgisiz bir yaşam düzeni mi?

Gitmekle ne iyi ettin. Haklı olan senmişsin! Ben romantik, yanlış kitaplarla, kötü yaşam örnekleriyle aldatılmış, yaşamanın anlamını kavramaktan yoksun, kibirlinin biriymişim. İnsan tek başına yaşamı karşılamak zorunda, bense ille de bir sevgiliyle el ele verip değiştirecektim dünyayı! Ne ham hayal, ne zırvalık.

Leylâ Erbil - ” Mektup Aşkları ”

Birisine anlatmak da ucuzlatıyor işi, ne bekliyorsun karşındakinden, o acıyı gidermesini mi? En iyisi susmak…
Leylâ Erbil - ” Üç Başlı Ejderha ”

Birisine anlatmak da ucuzlatıyor işi, ne bekliyorsun karşındakinden, o acıyı gidermesini mi? En iyisi susmak…

Leylâ Erbil - ” Üç Başlı Ejderha ”

Bundan sonraki halim ancak yarım bir varlık olacak; ben artık o ben olmayacağım. Gün geçtikçe kendimden ayrılıyor, uzaklaşıyorum.
Michel de Montaigne - ” The Essays: A Selection ”

Bundan sonraki halim ancak yarım bir varlık olacak; ben artık o ben olmayacağım. Gün geçtikçe kendimden ayrılıyor, uzaklaşıyorum.

Michel de Montaigne - ” The Essays: A Selection ”

Tek isteğim arayıp da bulunan olmaktı. Oysa ne beni bulduğuna sevinen oldu, ne de kaybettiğine üzülen. Sanırım tüm varlığımla gerçek bir zaman kaybıyım.
Hacer Yeni - ” Metres Rezidans ”

Tek isteğim arayıp da bulunan olmaktı. Oysa ne beni bulduğuna sevinen oldu, ne de kaybettiğine üzülen. Sanırım tüm varlığımla gerçek bir zaman kaybıyım.

Hacer Yeni - ” Metres Rezidans ”

Mesleki konumlarından hoşnut olmayan, bundan şikâyet eden, ama işlerinde kalan insan sayısını bir bilseydin! 
İnsan varlığı değişimden, yenilikten korkar ve çoğu zaman, çok güç olsa bile, alışıldık koşullarda kalmayı, pek iyi tanımadığı yeni bir duruma geçmek için diğerini terk etmemeyi tercih eder. Platon’un Mağarası’dır bu! Bugün birçok insan farkında olmadan Platon’un Mağarası’nda yaşıyor. 
Meçhul karşısında yaman bir korkuları var ve kişisel olarak onları etkileyecek her değişimi reddediyorlar.
Laurent Gounelle - ” Dieu voyage toujours incognito ”

Mesleki konumlarından hoşnut olmayan, bundan şikâyet eden, ama işlerinde kalan insan sayısını bir bilseydin!

İnsan varlığı değişimden, yenilikten korkar ve çoğu zaman, çok güç olsa bile, alışıldık koşullarda kalmayı, pek iyi tanımadığı yeni bir duruma geçmek için diğerini terk etmemeyi tercih eder. Platon’un Mağarası’dır bu! Bugün birçok insan farkında olmadan Platon’un Mağarası’nda yaşıyor.

Meçhul karşısında yaman bir korkuları var ve kişisel olarak onları etkileyecek her değişimi reddediyorlar.

Laurent Gounelle - ” Dieu voyage toujours incognito ”

Bazen yapabildiğimiz tek şey izlemektir.
Bryan Fuller - ” Hannibal ”

Bazen yapabildiğimiz tek şey izlemektir.

Bryan Fuller - ” Hannibal ”

Yalnızlık tüm seçkin zihinlerin yazgısıdır. Zaman zaman bundan yakınacaklardır; ama her zaman kötünün iyisi diye bunu seçeceklerdir.
Arthur Schopenhauer - ” Yalnız Yaşam ”

Yalnızlık tüm seçkin zihinlerin yazgısıdır. Zaman zaman bundan yakınacaklardır; ama her zaman kötünün iyisi diye bunu seçeceklerdir.

Arthur Schopenhauer - ” Yalnız Yaşam ”

Yaşananları sabit kelimelere dökmek, onları sınırlandırmaya çalışmaktır. Bunun da anlamı, sessiz birlikteliğimizi delmektir .. Bu birlikteliği öyle mükemmel görüyorduk ki, sözcüklere gerek kalmıyordu, insanın dokunamayacağı kutsal bir şey gibiydi, hatta ad bile verilemezdi.
Pascal Mercier - ” Der Klavierstimmer ”

Yaşananları sabit kelimelere dökmek, onları sınırlandırmaya çalışmaktır. Bunun da anlamı, sessiz birlikteliğimizi delmektir .. Bu birlikteliği öyle mükemmel görüyorduk ki, sözcüklere gerek kalmıyordu, insanın dokunamayacağı kutsal bir şey gibiydi, hatta ad bile verilemezdi.

Pascal Mercier - ” Der Klavierstimmer ”

Bakışlar tuhaf, uçucu şeylerdir; ancak biri onları okursa vardırlar; o zaman da bütün sözcüklerden daha konuşkan, daha kesindirler.
Pascal Mercier - ” Der Klavierstimmer ”

Bakışlar tuhaf, uçucu şeylerdir; ancak biri onları okursa vardırlar; o zaman da bütün sözcüklerden daha konuşkan, daha kesindirler.

Pascal Mercier - ” Der Klavierstimmer ”

Seni nasıl gördüğümü gösteren, bizi de nasılsak öyle olduğunu sandığım şekilde birlikte gösteren kareleri peş peşe oynatmak isterdim karşında. Çünkü (senden olmasa da) senin sayende bir şey öğrendim ben: Tıpkı senin kelimelerinin sık sık olduğu gibi kesin, inandırıcı ve tatlı olsalar da kelimelere güvenmemeyi.
Pascal Mercier - ” Der Klavierstimmer ”

Seni nasıl gördüğümü gösteren, bizi de nasılsak öyle olduğunu sandığım şekilde birlikte gösteren kareleri peş peşe oynatmak isterdim karşında. Çünkü (senden olmasa da) senin sayende bir şey öğrendim ben: Tıpkı senin kelimelerinin sık sık olduğu gibi kesin, inandırıcı ve tatlı olsalar da kelimelere güvenmemeyi.

Pascal Mercier - ” Der Klavierstimmer ”